|
|
||
| bdest Almak - Yoldan Önce Yoldaş | ||
|
38. Nasihat ABDEST ARINMA ve NURDUR Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor: Allah Resûlü (s.a.v.) kabirleri ziyaret ederek şöyle dedi: “Mü’min toplulukların diyarı! Size selâm olsun. İnşaallah çok yakın zamanda biz de arkanızdan geleceğiz. Kardeşlerimizi görmeyi arzu ettim.” buyurdu. Sahâbe: –Ya Resûlallah, biz senin kardeşlerin değil miyiz?! dediler. Allah Resûlü (s.a.v.) : –Sizler benim ashabımsınız. Kardeşlerimiz henüz dünyaya gelmediler, diye karşılık verdi. Ashab: –Ümmetinden henüz dünyaya gelmeyen kimseleri nasıl tanırsın, dediler. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.v.) : –Bir insanın, hepsi baştan aşağı siyah renkli atlar arasında alnı ve üç ayağı beyaz bir atı olsa hiç onu tanımaz mı? diye cevap verdi. Ashab: –Evet ya Resûlallah, elbette onu tanır, dediler. Allah Resûlü (s.a.v.) : –Onlar abdest âzâları parlak bir şekilde geleceklerdir, buyurdu.” Müslim Evet, ya Rasulallah... Çok doğru söylüyorsun. Yüzlerinde nişanları vardır: alında ışıl ışıl yanan bir parıltı, bir beyazlık ve dalga dalga yayılan bir nur... “Alnı ve üç ayağı beyaz olan ata” gelince; bu, derisindeki beyazlık, siyahlığından daha fazla olan yağız attır. Kulaklarının arkasından ve gözlerinin üstünden bir tutam beyaz saç salınır. Güzelliğine güzellik, değerine değer katar. Bu at, diğer atlar arasında hemen fark edilir. Yüzündeki nişanından tanınır. İnsanlar haşr günü renk renk, sınıf sınıf ayrılırlar. Kimilerinin, işledikleri küfür ve şirkten dolayı yüzleri kapkaradır. Kimilerinin ise imanları, güzel kullukları ve Rabblerine içten yönelmeleri nedeniyle yüzleri pırıl pırıldır. Bu yüzden Allah Resûlü’nün (s.a.v.) o günde kardeşlerini tanıması hiç de zor değildir. Yüzlerdeki abdest izi, namaza ve uzun tutulan rükû ve secdelere delalet eder. Namaz; ibadetlerin zirvesi, kullukların en yücesidir. Sevgili genç... Geçen sayfalarda Allah Resûlü’nün (s.a.v.) seni namaza teşvik eden öğütlerinden birkaç tanesini okudun. Ancak o öğütlerden bir tanesi ile şimdi anlattığımız öğüt arasında derin ve sağlam bir ilişki vardır. Bu yüzden o öğütün de hatırlanıp üzerinde uzun uzun düşünülmesi gerekmektedir. Allah Resûlü (s.a.v.) o nasihatında şöyle buyuruyordu: –Ne dersiniz; birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve günde beş defa o nehirden yıkansa, onda kirden eser kalır mı?! Sahâbîler: –Hayır, onda kirden eser kalmaz, dediler. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.v.) : –Beş vakit namaz da işte bu nehir gibidir. Allah, beş vakit namazla günahları yıkar, yok eder, buyurdu.”[1] Nehirin, kirlerden arınmadaki önem ve değerini kavramışsan, abdestin yüzde bıraktığı izin önem ve değerini de kavramışsın demektir. Allah sana velilik etsin ve seni Sevgili Peygamberiyle (s.a.v.) Kevser’in başında buluşan kardeşlerinden eylesin.. 39. Nasihat İSLAM İNSANIN İÇ ÂLEMİNE ÖNEM VERDİĞİ KADAR DIŞ GÖRÜNÜMÜNE DE ÖNEM VERİR Ata b. Yesar (r.a.) anlatıyor: “Allah Resûlü (s.a.v.) mescidde idi. Saçı sakalı birbirine karışmış, dağınık bir adam içeri girdi. Allah Resûlü (s.a.v.) saçını sakalını düzeltmesini emreder gibi eliyle adama çıkmasını işaret etti. Adam çıktı, saç ve sakalını düzeltip geri geldi. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.v.) buyurdu ki: ‘Bu durum sizden herhangi birinizin şeytan gibi saçı başı dağınık bir halde gelmesinden daha iyi değil mi?!’ İmam Malik Sevgili gençler... Nasihatın amacı ve hedefi gayet açıktır. Şıklık, zerafet, temizlik ve düzenli, derli toplu olma konularında dış görünümün güzelliğine dair söylenmiştir. Yine dış görünümün güzel olması gerektiği konusunda Hz. Peygamber’in (s.a.v.) şöyle dediği de anlatılmaktadır: “İnsanlar arasında al bir benek gibi olunuz.” Yâni: İnsanlar arasında iç âleminiz ve dış görünümünüzle seçkin, saygın insanlar olunuz. Zira biçim ve endam güzelliği, kişinin vicdanının derinliklerinde gizli bulunan anlamın asâletine delildir. Dış görünümü derli toplu olan insanın, hiç şüphesiz düşünce ve duyguları da derli topludur. Bedeni ve kılık kıyafeti temiz olan insanın elbette gönüllü ve aklı da temizdir. Fakat bu asla övünmek, büyüklenmek ve israf anlamına gelmez. Gerçekte bu, kişinin iç dünyası ile dış görünümü arasındaki denge ve paralellikten başkası değildir. Aynı şekilde bu, bir ziynet, kusurları örterek güzel görünme çabası, reddedilmiş bir tüketim ya da istenmeyen bir savurganlık da değildir. İnsan eğer küçük yaşlardan itibaren alışkanlık ve adet haline getirmemiş ise kolay kolay güzel görünümlü, derli toplu, temiz, dahası seçkin bir insan olamaz. Sevgili gençler... Sizler de zaman zaman davranışlarınızda, oyunlarınızda, çabuk hareketlerinizde ve hızlı cevaplarınızda gereken titizlik ve dikkati göstermiyor olabilirsiniz. Aman, buna çok dikkat edin ve şeytan gibi bir görünüşe sahip olmaktan son derece sakının. Top... pijama... sokak... vs. Bütün bunlar, temiz olmamaya bir davetiye ve pejmürde olmaya bir sebeptir. Tam bir kararlılık ve ciddiyet içinde, düşüncesizce davranışlardan, hoppalıktan ve hafif meşreplikten uzak durunuz ki medeniyetin adresi ve insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetin evlatları olasınız. 40. Nasihat YOLDAN ÖNCE YOLDAŞ Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor:[2] Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse herbiriniz kiminle dostluk yaptığına dikkat etsin.” Müslim ve Ebû Davud Sevgili gençler... Okul arkadaşlığının, en uzun süre devam eden ve insanın ahlâk ve ilişkilerine en çok etki eden arkadaşlıklardan olduğu söylenmektedir. Bu sözde, gerçeklik ve doğruluk payı oldukça fazladır. Çünkü çocukluk çağı, insan hayâtındaki en tehlikeli ve en önemli çağdır. Zira insanın gelecekteki şahsiyetinin temel taşları bu çağda konur. Çocuk; toprak, hava, güneş gibi gelişmenin zorunlu ihtiyaçlarından olan doğal faktörlerin etkisinde kalan taze, nazik bir dal gibidir. Toprak iyi ve verimli, güneş ısı ve ışığıyla cömert, hava yumuşak ve hoş, çiftçinin eli şefkatli ve bilinçli olduğunda dalın çiçek açması ve meyve vermesi için gereken tüm şartlar yerine gelmiş demektir. Bunlar yerine gelmediği takdirde arzulanan netice elde edilemeyecek ve ümitler yok olup gidecektir. Temyiz[3] çağındaki çocuk, çok âşikâr ve basit bir biçimde iyiyi kötüden ayırma yetenek ve kabiliyete sahiptir. Nitekim her akıl sağlığı yerinde olan kişinin tereddütsüz tasdik edeceği birtakım hususlarda da, sağlamı çürük olandan ayırdedebilmektedir. Bununla birlikte bu ayırım işleminde zaman zaman anne-babanın veya eğitimcinin yardımına da gereksinim duyabilmektedir. Bunları söylerken her ne kadar çocuğun aklı, kalbi ve vicdanı sağlam ölçü ve kriterlerle beslenmiş olsa bile, sürekli bir gözetimin faydasını hafife almıyoruz. Sevgili gençler... Hz. Peygamber’in (s.a.v.) size yaptığı bu öğüt, dost ve arkadaş seçiminde öncelikli temel prensibinizdir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) ‘...dini üzeredir...’ derken arkadaş seçiminde konuyu en geniş çerçevede yâni inanç çerçevesinde ele alıp aydınlatmaktadır. İnsan, ciddiyet ve şaka zamanlarında bile arkadaş veya dostundan –iyi ya da kötü yönde– etkilenmektedir. Muhakkak bu, sürekli bir ilişki içinde bulunmak ve etki altında kalmaktan dolayı olmaktadır. Devamlı ilişkiler sonucunda dostta bulunan iyi ya da kötü birtakım huylar karşı taraftaki insanın karakterine işler. Hatta düşüncesinin en derin noktalarına kadar girip onun dizginlerini eline alır. Artık o huylar onu ya doğruya ulaştırır ya da saptırır! Sevgili gençler... Kendisinde bir sapıklık ve aykırılık gördüğünüz; yoldan çıkmış, bozuk tabiatlı her arkadaştan elinizden geldiğince uzak durun! Sizi ancak Hakk’a teşvik eden, dosdoğru yola (sırat-ı müstakime) ileten güzel, iyi insanlarla oturup kalkın. Hikaye edilmektedir ki; Bir gün adamın biri oğluna, oğluna kötü arkadaşın zararlarını anlatmak istedi. Bunun için içi elma dolu bir sandık getirdi. Elindeki çürük elmayı oğluna göstererek: –Birkaç gün geçince, sandıktaki elmalar ne haldeler bak! Ardından o çürük elmayı diğer sağlam elmaların arasına koydu. Aradan birkaç gün geçmişti ki sandıktan çürük kokusu etrafa yayılmaya başladı. Baba oğlunu yanına alarak çocuğun gözleri önünde sandığın kapağını açtı. Elmaların çoğu bozulmuştu. Çocuğuna dönerek şöyle dedi: –Sevgili yavrum, işte kötü kimselerle arkadaşlık eden insanın hali budur!. [1] Bkz: 2. Nasihat. -Çev [2] Hadisi bizlere nakleden râvînin ismi kitabın aslında olmayıp kaynaklarda araştırıldıktan sonra tarafımızdan konulmuştur. Elimizdeki kaynaklarda bu hadis Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edilmektedir.. –Çev. [3] Temyiz: Bir şeyi diğerinden seçip tarif etmek. İyiyi kötüden ayırmak. -Çev. |
||