ayırda Yardımlaşmak - İntihar Cinayetttir

14. Nasihat

HAYIRDA YARDIMLAŞMAK İSLAM KARDEŞLİĞİNİN SEMBOLÜDÜR 

Hz. Ömer’in oğlu Abdullah (r.a.) anlatıyor:

Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu zalimlerin eline teslim etmez. Kim kardeşinin ihtiyacını karşılarsa Allah da onun ihtiyacını karşılar. Kim bir müslümanın sıkıntısını giderirse Allah da buna karşılık kıyamet gününün sıkıntılarından birini ondan giderir. Kim bir müslümanın ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.”

Ebû Davud ve Tirmizî 

Sevgili çocuğum...

Hayât şartları ve tabii ihtiyaçlar okul ortamında, oturduğun muhitte veya sosyal çevrende seni diğer insanlarla dostça ilişkiler kurmaya zorlar. Tabi ki öncelikle seninle aynı yaşta olanlarla, ihtiyaç ve gereksinimleri seninkiyle benzer olanlarla...

Allah, bu karşılıklı yardımlaşma ve dostça ilişkilerde karşılıklı bulunma işini yerine getirmeni sana emretmiştir. Bu yardım­laşma ve dostça ilişkiler toplumu daha bir pekiştirecek, kaynaştı­racak, yek vücut yaparak gücünü arttıracaktır.

Allah-u Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:

“İyilik ve takvada yardımlaşın; günah ve düşmanlıkta yar­dımlaşmayın.”[1]

Hadis-i şerîf, iyilik ve takvada yardımlaşmanın bazı biçimle­rini şöyle açıklamaktadır:

“Müslüman müslümanın kardeşidir.”

Kardeşlik; üzerine yardımlaşma binasının kurulduğu temel­dir.

Bu, inanç kardeşliğidir; soy ve kan kardeşliği asla değildir. Bu yüzdendir ki bu kardeşlik, gözetilip önem verilmeye daha layık ve uygundur.

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hısım ak­rabalarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktu­ğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler (evler, konaklar, köşkler) size Allah’tan, Resûlü’nden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevimli ise ve sevgili artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.”[2]

Ardından Hz. Peygamber (s.a.v.) bu kardeşliğin ilk adımını şu şekilde anlatıyor:

“Ona zulmetmez, onu zalimlerin eline teslim etmez.”

“Zulmetmez” sözünün anlamı gayet açık ve nettir. Yâni hiç­bir hakkına asla tecavüz etmez, inkar etmez.

Ama “Onu zalimlerin eline teslim etmez” sözüne gelince; bu sözün anlamı da şudur: Yâni onu, kendisine zulmeden zalimin eline teslim ederek zalimle başbaşa bırakmaz. Aksine zalimlere karşı onu savunup himaye eder, bunda da asla gevşeklik ve ihmal göstermez.

Birbirlerine acımak, yardım etmek, birbirlerinin davetine içtenlikle icabet etmek, birbirlerinin sıkıntılarını gidermek... vb. davranışlar kardeşlik ruhunu pekiştiren pek çok hadis-i şerîf var­dır.

Sevgili gençler...

Siz, kabiliyetiniz, gücünüz, maddi-manevi ve akli imkanları­nız nispetinde yaşıtlarınızla birlikte müslüman ümmetin gökde­lenlerinden birini meydana getirmektesiniz. Medeni bir toplu­mun binasının temellerini sabitleştirme alanında dünya milletleri için en güzel örneği bizzat ortaya koyuyorsunuz.

Dargınlık ve çatışma üzerine kurulu olan mevcut bütün ya­şam modellerinden uzak dur. Bencillik, çıkarcılık ve parçalanıp dağılmanın bütün şiddet ve katılığının görüldüğü bu yaşam mo­dellerine sakın ama sakın teslim olma.

Değişim için her an hazır ol ve değiş!.. Gaflete gömülmüş câhillerin yaşam modelini tam bir kararlılık ve ısrarla terket, on­lar gibi yaşamayı bırak. Açık bir akıl ve nurlu bir kalp ile yüce Rabbi’nin Kitab’ına ve sevgili Peygamber’in Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sünnetine dön. Zira dünya ve ahiret saadeti ancak bu ikisindedir.

Böyle yapanların Allah katındaki mükafatları ne güzeldir. 

15. Nasihat

İNTİHAR CİNAYETTİR 

Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor:

Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Dağdan aşağıya atlayarak kendini öldüren insan, cehen­nem ateşi içinde ebedi ve sürekli olarak kendisini dağdan aşa­ğıya atıyor olacaktır.

Zehir içerek kendini öldüren insan, cehennem ateşi içinde ebedi ve zehiri elinde sürekli zehir içiyor olacaktır.

Bir demir parçasıyla kendini öldüren insan, cehennem ateşi içinde ebedi ve o demir parçası elinde sürekli karnına vuruyor ve deşiyor olacaktır.”

Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Nesaî 

Bütün bu görüntüler, intiharı, kendini öldürmeyi anlatmak­tadır.

Ayrıca kendini öldüren insana ahirette verilecek cezayı da bizlere haber vermektedir. Bu ceza; kendini öldüren insanın, cehennemde de kendisini tekrar tekrar aynı ölümle öldürmesi­dir. Ölümü yudum yudum içerek sıkıntılarını tekrar tekrar ebedi olarak tatmasıdır.

Nerede?!

Cehennem’de.

• Kendini cehennem vadilerine, tutuşmuş ateşinin derinlik­lerine doğru bırakır durur. Ateşinin alevinde tutuşur. Cehennem ateşinin derinliklerinde yuvarlanır durur. Bu onun için azap üs­tüne azap, işkence üstüne işkence olur.

• Zehiri elinde sürekli onu içip durur. İşkence ve harareti içine boşaltır. Her bir yudum zehirde tekrar tekrar helak olur. İçinden zehir dışından da cehennem ateşi onu dağlayıp kızartır. Eti ve kemiği iyice pişip fazlaca kızarınca, azap ve işkenceyi tek­rar tekrar tatması için ona yeni bir et ve kemik verilir.

• Elinde bir demir parçası sürekli kalbine saplayıp durur. Her bir saplamada ruhu uçar. Şiddetli sıcaklar ve  alevlerle dört bir yandan sarılır.

Sevgili oğlum ve kızım...

Amansız bir hastalığa yakalanmış bir hastanın kendi canına kıydığını, imtihanda başarısız olan birinin intihar ettiğini, iflas etmiş bir tüccarın kendi hayâtına son verdiğini, büyük bir aşka düşmüş bir aşığın silahla kendini vurduğunu, zehir içtiğini veya kendini yüksekçe bir yerden aşağıya attığını zaman zaman duy­maktayız.

Böyle pek çok haber duymaktayız. Bu haberler sadece er­keklerle ilgili değildir. Kadınlar da aynı şekilde bu tür haberlerin konusu olmaktadırlar.

Bütün bunların sebebinin ‘ümitsizlik!!’ olduğunu, ümitsiz­likten kaynaklandığını görürüz.

İyileşmekten ümidi kesmek... başarıdan ümidi kesmek... ve hedefe ulaşmaktan ümidi kesmek...

Ne var ki ümitsizlik, Allah’a iman etmiş bir insanın kalbinde barınamaz. Mü’min bir insanın vicdanında ümitsizliğe asla yer yoktur. Çünkü;

“Kafirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümi­dini kesmez.”[3]

Kafir olmanın ötesinde, ondan daha büyük günah yoktur!

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Haksız yere Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın!”[4]

Muhakkak Allah cana kıymayı hem de mutlak cana kıymayı yasaklamıştır. Ya bu kıydığın, katlettiğin can senin kendi canın ise?! O can ki Allah onu sana bahşederek de yaşam ve varlığının sebebi kılmıştır.

Ey Allah’ın rahmetinden ümidini kesen zavallı insan! İntihar ederek kendi canına kıymakla ne büyük bir günah işlemektesin. Bu günahın sebebiyledir ki, dünyayı terkettiğin ölüm biçimi üzere cehennem ateşinde ebedi ve daimi kalmayı hak etmiş oluyorsun.

Sevgili gençler...

Allah hem sizleri hem de bizleri ümitsizliğe düşerek kafir ol­muş insanlar olmaktan korusun.

Allah’ın selâmı üzerinize olsun.


[1]    Âl-i imrân (3): 2

[2]    Tevbe (9): 24

[3]    Yûsuf (12): 87

[4] En’âm (6): 151