Kötülükleri Değiştirelim - Boş Gezen İnsanlar

12. Nasihat

ÇEVREMİZDEKİ KÖTÜLÜKLERİ DEĞİŞTİRELİM 

Ebû Said el-Hudri (r.a.) anlatıyor:

Allah Resûlü’nü (s.a.v.) dinledim, şöyle diyordu:

“Sizden kim bir kötülük görürse hemen onu eli ile değiştirsin. Eğer eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle, yok buna da gücü yetmezse kalbiyle.. Ama bu sonuncusu imanın en zayıfıdır.”

Müslim, İbn Mâce ve Nesaî 

Allah-u Teâlâ ise kötülüğün değiştirilmesi hakkında Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:

“Sizden; hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”[1]

Sevgili oğlum ve sevgili kızım...

İslam dünyası kötülükle çalkalanıyor, her yer fitne kaynıyor...

Müslüman ümmet hayâtın her alanında emrolunduğu; iyiliği emredip kötülükten men etmek (emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker) görevini âşikâre bir biçimde yerine getirmeyip hayra davet etmekten geri kalınca, toplumdaki gedik genişledi ve fitne tufanı her yeri sardı.

Üzücüdür ki bugün İslam ümmeti, genel yapısı itibariyle otudukları yerde yan gelip yatan tembel, atıl insanlardan oluşmaktadır. Dünya milletleri ilim, teknoloji ve medeniyet yarışında İslam ümmetini elbette çok gerilerde bırakmıştır.

Bu durumu hiç de yadırgamamalı. Zira Allah-u Teâlâ bize açıkca şu gerçeği haber vermiştir: Biz bu görevi yâni iyiliği emredip kötülükten men etmek görevini yerine getirdiğimiz takdirde dünya ve ahirette kazananlardan olacağız. Aksi takdirde kaybedenlerden olmak bizim için kaçınılmaz bir akibet olacaktır.

Sevgili gençler;

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) “Sizden kim bir kötülük görürse onu eli ile hemen değiştirsin...” buyurmaktadır.

Siz küçük dünyanızda, yaşıtlarınızın arasında bulunuyor iken, akranlarınızı iyiliğe çağırmakla kötülüğün değiştirilmesine yönelik bu büyük reformcu[2] hareketin de bir bölümünü yüklenmiş oluyorsunuz. Hem sadece dil ile de değil; bilakis güzel örnek, elinizi (gücünüzü) kullanarak ya da yapıcı bir hareket içinde yer alarak kötülüğü değiştirirsiniz.

Okul ortamında... arkadaşlık ilişkilerinde... ve aile çevresinde...

Okul ortamında daima çok çeşitli arkadaşlarla bir arada olursunuz. Bazen bu arkadaşlar arasında duygu ve düşünceleri kötü, yaşantısı çok fena veya sosyal ilişki ve ahlâkı bozuk olanlar da bulunabilir.

Size ‘o arkadaşınızdan uzak durun, onunla arkadaşlık yapmayın’ demiyorum. Bilakis onu değiştirerek böylece iki kazanç elde etmenizi istiyorum. Bu iki kazançtan biri o arkadaşınızın, sizin gayretiniz ile fenalık ve kötülük tuzağından kurtulması, diğeri de bu çalışmanız karşılığında Allah’ın size vereceği ücret/mükafaattır.

Arkadaşlık ilişkilerinde, o kötü arkadaşlardan bir tanesi sizi utanç verici, adi, aşağılık, çirkin işlerin içine çekebilir ya da fesatlıklar ve sapıklıklar uçurumuna ayağınızı kaydırabilir.

Ama yaratılıştan sizde var olan derin iman ve bilincinizle hem onu hem de kendinizi kurtarabilirsiniz.

Aile çevresinde, anne babanız, kardeşleriniz gibi size en yakın insanlarla ya da uzak-yakın akrabalarla beraber iken, onların yaşça sizden büyük olmaları, akrabalık şefkatiniz veya onlardan sağladığınız maddi ve manevi menfaatiniz kötülük ile onların arasına girmekten sizi alıkoymasın. Zira Hak uyulmaya daha layık ve müstehak, Allah’ın yolu gidilmeye daha uygundur.

Eğer kötülük ile toplumunuz arasında elinizle bir engel oluşturamıyorsanız, hiç olmazsa dilinizle iyiliği emrediniz. Ama bunu yaparken de sert, kırıcı sözler söylemekten şiddetle kaçınınız. Çünkü kaba sözler hedeflediğinizin aksine sonuçlar verir. Belki de sırf bu sözlerden dolayı gönüllerde kin, nefret galeyana gelebilir ve ilişkiler hiç de istenmeyen bir biçimde gelişebilir.

 Güzel söze karşı sağır kesilmiş kulaklar ve bu sözün gereklerini yerine getirmekten gafil kalpler ile karşılaşabilirsiniz. Böyle bir durumda derhal onlardan uzaklaşın ve onları içinizden kınayın. Ama bu imanın en zayıfıdır!

Haşa! Allah’ın, kullarından ve davetçilerinden zayıf bir imanı kabul etmesi asla düşünülemez. Elbette öncü nesil sahâbede bizim için övgüye değer çok güzel örnekler vardır.

Sevgili çocuklarım;

Allah’tan niyazım odur ki, adımlarınızı hak yolunda sabit kılsın ve sizi iyiliği emredip kötülükten men eden kullarından eylesin.

Allah’ın selâmı üzerinize olsun. 

13. Nasihat

BOŞ GEZEN İNSANLARLA BİRLİKTE OLMAK 

Numan b. Beşîr (r.a.) anlatıyor:

Hz. Resûl (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Allah’ın sınırlarında duran ile bu sınırları aşan insanın durumu şuna benziyor:

Bir grup insan aralarında kur’a çekerek gemiye bindiler. Kur’a sonunda bir kısmı üst kata, bir kısmı da alt kata düştü. Geminin alt katında bulunanlar su almak istediklerinde üsttekilerin yanından geçerlerdi. Dediler ki:

–Biz payımıza düşen yerden bir delik açsak, üstümüzdekileri de rahatsız etmemiş oluruz.

Eğer üst kattakiler, alttakileri yapmak istedikleri ile başbaşa bıraksalar hep birlikte mahvolurlar. Eğer ellerinden tutup onları engelleseler hem kendileri, hem de onlar hep birden kurtulmuş olurlar.”

Buhârî ve Tirmizî 

Allah’ın sınırları: Allah’ın yasakladığı haramlarıdır.

İnsan yaşamı boyunca iki emir arasında bulunur: Bir işi yapma emri ile yapmama, kaçınma emri... Her iki emir de insanı kötü bir yaşantıdan ve çirkin bir âkıbetten korumak içindir.

Kendi başına buyruk olup kafasının dikine giden, öğüt ve uyarılara karşı sağır kesilen, emrolunduğu şeyleri yapmayan, daha da ileri giderek, yapılması haram olan şeyleri yapan insan, hiç şüphesiz hem kendisine hem de toplumuna zulmetmiş, yazık etmiştir!

İki çeşit sorumluluk vardır:

• Bireysel (kişisel) sorumluluk

• Toplumsal (genel) sorumluluk

Bir çok sebep ve vesileyle birinci tür sorumluluk ikinci tür sorumluluğun alanları içine girer. Çünkü insan, varlık âleminde tek başına yaşayan bir canlı değildir. Bilakis toplumu meydana getiren parçalardan küçücük bir parçadır.

Sevgili oğlum;

Örneğin; sen ailen içinde bir fertsin. Ailen de ‘özgürlük’ davası ve safsatasıyla  dağılması asla mümkün olmayan bir sosyal üniteyi oluşturur.

Bundan dolayıdır ki Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sınırlı özgürlüğün temel ilkelerini ve anahatlarını belirleyen nasihatı, asırlar ve nesiller boyunca beşeriyetin tanıdığı en doyurucu ve en mükemmel öğreti olmuştur.

İşte bu peygamberî nasihatı henüz küçük yaşında belleyip gaye ve hedefini kavrayabilirsen, hayâtının bütün aşamalarında buna göre yaşar, gelecekte de faziletli bir toplumun faziletli bir üyesi olabilirsin.

Hadis-i şerîfi, peygamberî öğüdü senin için biraz açmak ve basit bir biçimde açıklamak istiyorum:

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) anlatmak istediği şudur:

Bir grup insan denizde yolculuk yapmak istediler. Bunun için bir gemiye bindiler. Ancak sayıca kalabalık oldukları için aralarında yolculuk boyunca kalacakları yerleri bölüştüler. Kimilerinin payına geminin güvertesi, kimilerininkine de geminin bodrum katı düştü.

Geminin bodrum katında kalanlar, suya ihtiyaçları olduğu zaman güverteye çıkarak denizden su çektiler. Sağlam olmayan kaplarla o suyu taşıdılar. Kapları sağlam olmadığı için su etrafa dökülüyor ve o katta oturanların eşyalarına zarar veriyordu.

Güvertede oturanlar bu durumdan rahatsız oldular ve of çekmeye başladılar. (Hiç şüphesiz bu davranışları yanlıştı.)

Bundan sonra su taşıyan alt kat sakinleri arasında şu konuşma  geçti:

– Şayet biz geminin altından bir delik açarak ihtiyaç  duyduğumuz suyu oradan temin etseydik, üst katta oturanlardan hiç kimseye zarar vermezdik.

(Hiç şüphesiz bu da yanlış bir davranıştı.)

(Birinci yanlışlık, duyulan rahatsızlıktan dolayı meydana gelirken, ikinci yanlışlık ise iyi niyetten kaynaklanıyordu.)

Üst kattakiler alt kattakilerin gemiyi delerek su temin etmeye çalışmalarına ses çıkarmasalar muhakkak hepsi birden helak olurlar. Her iki gruptaki akıl sahipleri, düşüncesizce hareket eden arkadaşlarının bu isteklerine karşı gelirlerse hepsi birden kurtulurlar.

Sevgili genç...

Elbette başkalarının hürriyetinin başladığı yerde senin hürriyetin biter. Ancak çok dar bir çerçevede bireysel bir özgürlükten söz edilebilir.

Allah seni düşüncesizce hareket etmekten, başı boş kalmaktan ve pişman olacağın hataları yapmaktan korusun.


[1] Âl-i İmrân (3): 104

[2]    Reformcu: Değiştirmeye, iyileştirmeye taraf olan. –Çev.