SEVGİLİYLE MEKTUPLAŞMALAR
ARADAKİ AŞKI KIZIŞTIRIR
Onu sevdi ve bize de sevmeyi emretti. Ve bu sevmeyi de imanın bir
rüknü saydı. O Allah ki, Resulüne salat etmiş, melekleri salat etmiş, bize de
bunu emretmiştir.
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَاأَيُّهَا الَّذِينَ
آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا ()
Ayetin bu siga ile gelmesi bunun sürekli ve tekrar tekrar
yapılmasını belirtmek içindir. ‘Salavat getirirler’ ifadesi devamlılığa
işarettir. Biz salavat getirince Allahın da bize salat edeceğine dair rivayetler
var. Getirdiğimiz herbir salavata mukabil Allah bize on salavat ihsan ediyor,
bunu bildiren rivayetler var.
هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنْ
الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا
تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُ سَلَامٌ وَأَعَدَّ لَهُمْ أَجْرًا كَرِيمًا()
Allah Rasülüne nasıl ve ne zaman salavat getireceğimizi sahabe
efendilerimiz düşünüp sormuşlar ve bizlere büyük bir hazine bırakmışlardır. Bir
gün soruyorlar, ‘Allah bize salavatı emretti, peki nasıl getireceğiz’ diyorlar.
Efendimiz de bu soru karşısında uzun müddet susuyor, hatta o kadar ki, keşke bu
soruyu sormasaydı, diye düşünmeye başlayanlar oluyor. Soran Beşir b. Sa’d. Bir
müddet sonra Efendimiz cevap buyuruyorlar:
“(Salavat için) şöyle deyin: Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed,
kemâ salleyte alâ İbrahîme ve alâ âli İbrahîm, inneke hamîdün mecîd”
Bir başka rivayette de şu ilave vardır: “Allahümme bârik alâ
Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrahîme ve alâ âli İbrahîm,
inneke hamîdün mecîd”
Ona bolca selavat getirmek
yine ona olan sevginin alametlerindendir. Birşeyi seven onu sıkça zikreder.
“Hiç biriniz ben ona
babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça gerçek iman
etmiş olmaz”
SALAVATIN ANLAMI
Salavat ta’zim ifade
eder, demişler. Onun şanını yüceltme manasına gelir. ‘Allahım! Efendimiz’in
dünyada namını yüceltip dinini hakim ve şeriatını daim kıl. Ahirette de ümmetine
şefaatçi yapıp, ecir ve sevabını kat kat ver. Onun faziletini artırıp Makamı
Mahmud’a erdir, şanını yücelt’ anlamına gelmektedir.
Şu halde bizim salavat
getirmemiz, Efendimizin Allah katındaki değerinin artması için bir dua niteliği
taşımaktadır. Bununla biz de Allah’a yakın olmaya çalışırız. Fakat hangi şeyin
onun makamını yücelteceğini de bilemeyiz. Bunu Rabbimiz bilir. İşte bu
acziyetimiz nedeniyledir ki, biz yüce Rabbimizden Efendimize salat etmesini ve
indinde onun değer ve faziletini ve kurbetini artırımasını dualarımızla taleb
ediyoruz.
El-Hamîmî gibi bazı ilim
adamları, Allah Resûlüne salavat getirmenin ‘imanın şubelerinden biri’ olduğunu
belirtmişlerdir. El-Hamîmî devamla şunları söylemiştir: ‘Allah Resûlünü sevmek
ve ona bir kölenin efendisine, bir çocuğun babasına gösterdiği saygı ve hürmetin
kat kat üstünde saygı ve hürmet göstermek boynumuzun borcudur.’ Sahabenin ona
olan saygı ve hürmetine bakınca insan, bizim daha fazla ta’zim ve saygıda
bulunmamız gerektiğini anlar.
Melekler bizim gibi
kullukla, tevhidle ve bizim şeriatımızla mükellef olmamalarına rağmen,
efendimize sas salatı selam getirerek Allah’a yakınlaşmaya çalışmaları, bu
konuda sorumlu olan bizleri, daha fazla gayrete teşvik etmeli.
NİÇİN ÖZELLİKLE HAZRETİ İBRAHİME BENEZETİLDİ?
İmam Sehavi, muhtemel
hikmetleri şu şekilde sıralar:
1-Bu benzetme, İbrahim
(as)’e bir lütuf ve bir ihsan olarak meydana gelmiştir. Zira o; “Rabbimiz!
hesabın görüleceği gün beni, anamı-babamı ve müminleri bağışla” diyerek Ümmeti
Muhammed’e duada bulunmuştur.
2-İbrahim (a.s), Allah
Teâlâ’nın halîlidir, Muhammed (s.a) de Habibi.
3-Allah Teâlâ, İbrahim
(a.s)’i müminlerin babası olarak isimlendirmiştir. “Babanız İbrahim’in dini”
el-Hac,78.
4-İbrahim (a.s),
rüyasında cenneti görmüş ve cennet ağaçları üzerinde, lailahe illallah,
Muhammedun Resulullah, ibaresinin yazılı olduğunu görmüştü. Bunu ne demek
olduğunu Cibril’e sordu, o da Efendimiz hakkında bilgi verdi. Bunun üzerine, Hz.
İbrahim as; “gelecek nesiller içinde iyi nam bırakmayı, hayırla anılmayı nasib
eyle bana” diyerek Muhammed Ümmetinin dilinde daima anılmayı niyaz etmiştir.
Şuara 84.
Bu konuda İbn Kayyım şu
yorumu yapmaktadır:
“Bu konuda söylenenler
arasında en güzeli şudur: Peygamberimiz (s.a), İbrahim (a.s)’ın soyundan
gelmektedir.”
İmam Şafii de şöyle
yorumlar; “Ona salat etmiştin, buna da salat et, demektir.”
Hasılı; bir kimsenin;
“Allahümme salli alâ Muhammed…” şeklinde telâffuz ettiği salâvatın manası;
“Allahım! İbrahim’in ümmetinden nebiler ve peygamberler kıldığın gibi,
Muhammed’in ümmetinden de alimler, salihler kıl. İbrahim’in ümmetine şeriat ve
vahiy nasib ettiğin gibi, Muhammedin ümmetine de muhaddisler, müçtehidler nasib
et, onlara içtihad etmeyi meşru’ kıl ve onu şer’î bir hüküm kıl”, demektir.
SALAVAT GETİRMENİN SEVABI
Allah Resûlü’ne bir
sahabi; ‘bütün salavatımı senin için kılıyorum’ deyince, “Bu senin hem dünya,
hem de ahiret ile ilgili işlerin için kâfidir” buyurmuştur.
Allah Resulüne salavat
getirmek, en bereketli, en faziletli, saadeti dareyn için en faydalı
ibadetlerden biridir. Hakkıyla yapılırsa sevabı da çok büyüktür. Amelleri tathir
eder, hataları örter, manevi dereceleri yükseltir.
İmam-ı Sehâvî,
“el-Kavlu’l-bedî’ fi’s-salât ale’l-Habîbi’ş-Şefî” adlı eserinde salavat
getirmenin fayda ve sevaplarını şu şekilde sıralamıştır:
1- Hataları örter, günahların bağışlanmasına vesile olur.
2- Amelleri arındırır.
3- Makam ve dereceleri
yükseltir.
4- Söyleyen kimse için
istiğfar eder.
5- Uhud dağı kadar veya
ölçülerin en büyüğüyle sevap verilir.
6- Endişe ve korkulardan
kurtarır.
7- Efendimizin şefaatini
ve şahitliğini ve Allah’ın rıza ve rahmetini celbeder, gazabından emin kılar.
8- Arşın gölgesine
girmeyi sağlar.
9- Havz, Sırat vb.
yardımcı olur.
10- Eli dar olanlar için
sadaka yerine geçer.
11- Meclisleri süsler.
12- İtibarı artırır.
13- Allah ve Allah
Resulüne yakınlaşmayı sağlar.
14- O bir nurdur.
15- Kalpleri nifak ve
kirden arındır.
16- Muhabbeti artırır.
17- Sahibi hakkında
gıybet edilmesini önler.
18- Allah Resulünün
rüyada görülmesine vesile olur.
Daha uzunca sayılmış.
1-Salat konusunda Allaha,
Meleklere muvafakat edilmiş olur.
2-Duaların kabülüne
vesile olur.
3-Şefaata vesile olur.
4-Allahın salatına vesile
olur.
5-İnsanın unuttuğunu
hatırlamasına vesile olur.
6-Cimriliği önler.
7-Meclisleri süsler.
8-Konuşmalarda hitamı
misk olur.
9-İnsanın nurunu artırır,
ahirette aydınlığa vesile olur.
10-Sıkıntıların
kalkmasına, devamlı bereketin yağmasına vesile olur.
11-Hidayete vesile olur.
12-Peygamberimize olan
haklarımızın ödenmesine yardımcı olur.
13-Bir duadır. Allahın
Halili ve Habibine bir medihtir.
SALAVATLAR ONA GİDER Mİ?
“Nerede olursanız olun
bana salavat getirin. Zira sizin salatınız bana ulaşır.”
Bir başka sahih hadiste
şöyle buyuruyor:
“Bir müslüman, gece veya
gündüz, bana selam verirse, Allah ruhumu iade eder ve ben onun selamını alırım”
İmam Buharî, bu
hadislerin topluca değerlendirilmesinden, Allah Resulünün daima hayatta oldğu
sonucunun çıkarılacağını belirtmektedir. Neden? Zira gece veya gündüz kendisine
salatı selam getiren hiç kimsenin bulunmaması normal şartlarda mümkün değildir.
Evet O’nun diri olduğunu ve kabri şerifinde rızıklandırıldığını söyleyen alimler
de vardır. Zaten mübarek vücud-u şeriflerini toprağın yiyememesi konusunda icma’
vardır, deniyor. Hatta bazıları da, alimler, şehitler ve müezzinlerin de aynı
durumda olduklarını söylemişlerdir.
Hakikaten de, tarihe
baktığımızda, bir çok alim ve şehidin kabirleri çeşitli nedenlerle açılmış ve
bedenlerinde en ufak bir değişikliğin meydana gelmediği görülmüştür. Hatta
bazılarında üzerlerindeki kınaların bile aynen kaldığı müşahede edilmiştir.
Peygamberlerin şehitlerden üstün olduğu bir gerçek olduğuna göre, onların
bedenlerinin olduğu gibi kalması haydi haydi kabul edilebilir.
“Peygamberler
kabirlerinde diridirler ve namaz kılarlar” Beyhaki bu konuda bir cüz meydana
getirmiş ve Enes’den rivayet edilen hadisi nakletmiştir. Bu hadis Yahya bin ebi
Bükeyr yoluyla rivayet edilmiştir ki bu Buharinin ravilerinden biridir.
وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا بَلْ
أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ()
فَرِحِينَ بِمَا آتَاهُمْ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذِينَ
لَمْ يَلْحَقُوا بِهِمْ مِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ()
Âli İmrân sûresi, 169 ve 170. Ayetler.
Hiç şüphesiz, şehitlik en
mükemmel şekliyle Allah Resûlünde mevcuttur. O şehitlerin şehidi ve efendisidir.
Nitekim, ibn Abbas, İbn Mes’ud ve başkaları Onun şehid olarak vefat ettiğini
açıkça belirtmişlerdir.
NERELERDE VE NE ZAMAN SALAVAT GETİRMELİ?
Efendimiz’e salavat
getirmek, her zaman ve zeminde, herkes için gereklidir. Zira salavatın bol bol
getirilmesinin birçok faydaları vardır. Ama bununla birlikte İmam Sehâvî
müstakil bir başlık altında Allah Resûlüne salavat getirmenin belirli ve özel
vakitlerini açıklamıştır. Tabii ki bunları da muteber ve sahih hadislere
dayanmıştır. Benzer şeyi ibn Kayyım da yapmıştır. Haşimi de bunları derleyip
toparlamıştır:
1-Son teşehhütten sonra.
Meşrudur ve üzerinde icma’ vardır.
2-İlk teşehhütten sonra.
Bu imam Şafinin görüşüdür.
3-Kunut duasının sonunda.
‘Sallallahu ale’n-Nebî’ şeklinde.
4-Cenaze namazında.
5-Hutbelerde Allah’a
hamdden sonra.
6-Ezan ve kametten sonra:
Abdullah b. Ömer (r.a) Efendimiz’den şöyle rivayet etmiştir: “Müezzinin sesini
duyunca, söylediklerini aynen söyleyin. Sonra da bana salavât getirin.” Müslim
rivayet etmiştir.
7-Dua esnasında: Ömer
(r.a)’dan rivayete göre; dua, peygamberine salavat getirinceye kadar askıdadır.
Tirmizinin rivayeti.
8-Mescide girerken ve
girildiğinde, yolumuz mescide düştünğünde.
9-Safâ ile Merve’de.
10-Toplantılarda: Aişe
validemiz şöyle buyurmuştur: “Meclislerinizi salavat getirerek süsleyin.” Ve
yine, bir meclisten/toplantıdan kalkıldığı zaman.
11-Peygamberimizin
(s.a)’in adı anılınca: “Yanında benim adım anılıp da bana salavat getirmeyenin
burnu yerde sürtülsün” bu hadisi ebu Hüreyre nakletmiştir. (Hakim ve Tirmizi)
12-Telbiyeden sonra.
13-el-Haceru’l-Esvedi
selamladıktan sonra.
14-Çarşıya çıkıldığı
zaman. İbn Mes’ud çarşıya çıkarken bazı dualar okur ve salavat getirirdi.
15-Ziyafet sırasında.
16-Gece uykusundan
kalkınca.
17-Kur’an hatminden
sonra.
18-Cuma günü.
19-Sıkıntı ve endişe
anlarında.
20-Resulullah’ın mübarek
ismi yazılırken. Bu konuda sağlam rivayetler vardır.
20-İlim, zikir ve dersle
meşgul olurken.
21-Sabah ve akşam.
22-Bir hata ve günah
işlendiğinde af ve mağfiret umudu için.
23-Fakirlik, ihtiyaç ve
sıkıntı anında.
24-Nikah hutbesinde.
25-Abdest aldıktan sonra.
26-Eve girildiğinde.
27-Zikrullah için
toplanıldığında.
28-Bir şey unutulduğunda:
Enes (r.a)’den rivayete göre, Efendimiz (sas) şöyle buyurmuştur: “Bir şey
unuttuğunuzda…”
29-İhtiyaç arzedilirken.
30-Kulak çınladığı zaman.
31-Namazlardan sonra.
32-Namaz kılarken: Hz.
Hasan (ra), Nafile namaz kılarken, içinde Resûlullah’dan söz edilen bir ayet
geldiğinde durur ve salavat getirirdi.
33-Bütün önemli
konuşmalarda.
34-Uykudan önce.
ALLAH RASULÜNE CUMA GÜNÜ SALAVAT GETİRMEK
Her zaman ve her durumda
salavat getirilebilir. Ama Efendimizden nakledilen hadislere, eserlere, fiillere
ve tavsiyelere baktığımızda, Cuma gününün diğer zamanlara göre özel bir yeri
vardır bu konuda. İmam-ı Sehâvî, “el-Kavlu’l-bedî’ fi’s-salât ale’l-Habîbi’ş-Şefî”
adlı eserinde değişik tariklerden pek çok hadis rivayet etmiştir ki bunların
hepsi Cuma günü salavat getirmenin önem ve faziletini anlatmaktadır. Mesela, Evs
b. Evs (ra)’dan rivayet edildiğine göre Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Günlerinizin en
değerlisi Cuma günüdür. O günde Adem yaratılmış ve o günde ruhu kabzedilmiştir.
Sûra üfürme o gündür, kıyamet o gündür. O günde bana çokça salavat getirin. Zira
sizin salavatınız bana arzolunur.” Ashap Efendilerimiz buyurdular ki: Ya
Resulallah! Sen çürümüş olacaksın, bizim salavatımız sana nasıl arzolunur?
Buyurdu ki: “Allah peygamberlerin cesetlerini yemeyi toprağa haram kılmıştır”
Aişe (ra)’dan rivayet
edildiğine göre:
“Kim Cuma günü bana
salavat getirirse, kıyamet gününde ona şefaatim hak olur”
Enes’den rivayet
edildiğine göre:
“Cuma günü bana bolca
salavat getirin. Çünkü Cebrail bana az önce geldi ve Rabbisinden şu bilgileri
getirdi: Yeryüzünde bir müslüman sana bir kez salavat getirirse, ben ve
meleklerim ona on kez salat ederiz”.
“Cuma günü bana çokça
salavat getirin. Çünkü, Cuma, meleklerin şehadet ettiği şahitli bir gündür. Bana
salavat getiren bir kulun sesi, nerede olursa olsun bana ulaşır.”
Şu rivayet edilen
hadisler hepsi sıhhatli olan hadislerdir.
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَاأَيُّهَا الَّذِينَ
آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا()
إِنَّ الَّذِينَ يُؤْذُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمْ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا
وَالْآخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُهِينًا()
el-Ahzâb suresi, 56.
Ayet.
SALAVATLA İLGİLİ BAZI HADİSLER
1- İbn Mes’ud (r.a) şöyle
demiştir: “Allah Teâlâ, gecenin ortasında kimseye duyurmadan kalkan, güzelce
abdest alan, sonra da Allah’a hamdedip Peygamer’e salavat getiren, ardından da
Kur’an-ı Kerimi açıp okuyan kimseye (tebessüm buyurup, Zât’ına ait şekliyle)
güler.”
2-Abdurrahman b. Semur
(r.a) anlatıyor:
Bir gün Allah Resûlü (sas) yanımıza geldi. Biz Medine Mescidi’nde idik. Şöyle
buyurdu: (uzunca bir hadisin parçası)
“Ümmetimden birini Sırat
üzerinde gördüm; bazen yorgun argın yürümeye çalışıyor, bazen de emekliyor. Bana
getirmiş olduğu salavatlar gelmişler, elinden tutmuşlar, onu doğrultmuşlar ve
oradan geçirmişler”.
3-Abdullah b. Bişr (ra)’dan
rivayet edildiğine göre Resulullah şöyle buyurmuştur:
“Bütün dualar, başında Allah’a hamd ve Peygamber’e salavat olmadıkça perdelidir.
Fakat bunu yapar, sonra dua edilirse mutlaka kabul olunur.”
4-Enes b. Malik’ten:
“Bana bir defa salavat getiren kimseye, Allah on defa salat eder. Onun on tane
günahını siler ve onun derecesini on kat artırır.” |